Nerede Düşünen İnsanlık?/Aleyna İlgen
- İmusesver

- 11 Eki 2020
- 2 dakikada okunur
İnsan ilginç bir varlık. kendini diğer tüm canlılardan ayırır. Düşünebilmesi de kendini onlardan ayırmak için en büyük gerekçesidir. Düşünmek çok önemli ve değerli bir yetenek. Hayvanlar yaptıkları eylemlerin sonucunu bizim gibi düşünmezler, bir şeyi yapıyorlarsa zaten haklı bir sebebi vardır ya hayata kalmak içindir, ya yemek içindir, ya üremek içindir vs... tüm ihtiyaçları tamamsa onlar için her şey tamamdır. Doğaya başka da sorun çıkarmazlar. Ama insanlar öyle mi ? İnsanın rolü asıl tüm ihtiyaçları yerindeyken başlıyor. Sinan Canan’ın da dediği gibi “karnı doyunca sorun çıkaran tek canlı insandır.” insan karnını doyurunca düşünür. hayatını , nedenini, amacını, sonucunu iyiyi ve kötüyü. İşte insanın rolü tam burada başlar. düşündükleriyle var olur, iradesiyle terbiye olur.
Hayvanlar yaşamındaki tüm davranışlarıyla doğaya hizmet ederken yani doğruyu yanlışı ayırt edememesine rağmen çevresine bir zarar vermezken, doğruyu yanlışı ayırabilen, düşünmesiyle kendini hayvandan üstün gören insan nasıl olur da doğaya hiç hakkı olmamasına rağmen zarar verebilir ? İlginçtir insanın düşünebilmesiyle övünüp kendini hayvanlardan daha yüksekte görür iken onlardan daha alçak hareketler yapması.
Neden düşünebilen bir insan hiç hakkı olmayan hareketlerde bulunabilir, neden doğaya zarar verebilir, neden bir köpeğe tecavüz edebilir ? Ya da neden bir hayvana hiçbir sebebi yokken şiddet uygulayabilir ? Beynine bir darbe aldı da bazı yetilerini mi kaybetti ? Beynin tüm fonksiyonları yerindeyken nasıl bunları yapabiliyor insan? Hani o İçimizdeki vicdan, merhamet , sevgi... nereye kayboldu ? Tamam diyelim ki bazı insanlar dengesini kaybetti; nefreti sevgisine galip geldi, kini merhamet duygusunu eritti ... ve bazılarımız hastalandı. Peki ya birindeki yanlışı cezalandıran hukuka, adalete ne oldu ? Neden suçu görmüyor ? Haklı cezayı vermiyor ?
İnsan zaman zaman hastalanabilir, karanlık tarafı benliğini ele geçirebilir, dengesini kaybedebilir. Ama belki bir hekim tarafından tedavi görebilir, düzelebilir. İnsan için her zaman bir umut vardır. Eğer ki bir ülkede hasta olan hukuksa durum vahim demektir. Çünkü insanların yanlışını fark etmesi ve yargılaması gereken hukuk, yanlışı fark edemiyorsa hasta insanlar iyileşemez. Tedavi için önce teşhis konmalıdır, yanlışı görmeyen ve yanlışa yanlış denilmeyen bir sistemde de hastanın iyileşmesi haliyle beklenilemez. böyle bir ortamda sağlıklı olan insanlar da hastalanmaya mahkûm olur. Ve bu felaket senaryosu böyle zincirleme şekillerde insanlığın sonunu getirebilir.
Hala düşünebilen bir insan olarak insanlığı sorguladım. İnsanlar bazen hastalanabilir, iyileşebilmesi içinse sağlıklı işleyen hukuk sistemi gerekir. Hukukun ölmesi demek insanlığın ölmesi demektir. Böyle olmasını istemiyorsak hukuk sistemine çok dikkat etmeliyiz, adaletsizliklere yer vermemeliyiz. Hukuk, insanlığı koruyan son kaledir. İnsanlığı bir satranç üzerinden düşünürsek hukuk, şahtır. Şaha gelene kadar pek çok taş oynar ama şah yenilirse oyun biter.
Aleyna İlgen





Yorumlar