Nurettin Topçu’ya Eleştirel Bir Bakış/ Aleyna İlgen
- imusesver

- 9 Ara 2020
- 3 dakikada okunur
Nurettin Topçu’ya göre bir neslin idealler doğurmayışı demek; realitenin mahkumu olan kurnaz nesillerin doğması demektir. Buraya katılıyorum ama Topçu bunun sonucu olarak şu cümleyi kurmuştur: “Memleketin münevver denen gençliği ile aşağı tabaka arasında ruhu değer farkları kalmaz.” Bu cümlesinden ötürü Nurettin Topçu’yla olan maarif beklentimizin biraz farklı olduğunu anladım. Çünkü benim maariften beklentim münevver denen gençlik ile aşağı tabaka gibi bir ayrımı yok etmesi, böyle bir farkın olmayışıdır.
Nurettin Topçu’nun “Okuyup yazma bilenlerin sayısı artıkça, öğretim, değerinden kaybetti. İlim ideali kemiyetçi halk eğitimine feda edildi.” Cümlesinin doğru ve gerçek olduğuna katılıyorum ve buna kendi düşüncelerimi eklemek istiyorum: Toplumun çoğunluğunun cahil olup sadece küçük bir kesiminin aydın olmasındansa yani ideal eğitimi sadece küçük bir kitlede gerçekleştirmektense, toplumun çoğunluğunun orta düzeyde de olsa eğitilmesini tercih ediyorum. Ama sistemden asıl istediğim herkese ortalama eğitimi vermesi ve sadece yetenekli ve istekli talebelere özel ve yüksek derecede eğitim vermesidir. Çünkü herkes eğitilmeyi hak eder ama herkes hayatını ilime adamak istemez. İstese bile bunun için yetenek zeka ve azim gerekir.
“Bugün medrese devrinin çocuğu gibi yalnız talebelik vasfını taşıyan gençler karşısında değiliz. Bugünün genci, hem kendi hevesleriyle seçtiği bir kulüp veya cemiyetin üyesi, bir siyasi gazetenin okuyucusu, ekseriya aşağı sınıf halkı eğlendiren radyonun dinleyicisidir. Bunlara sinema ile sahne de ilave edilince bilhassa büyükşehirlerde, muallimin çocuk üzerindeki tesirinin ne kadar güçleştiğini anlamak kolay olacaktır.” Diyen Nurettin Topçu’ya kısmen katılsam da bir o kadar da katılmıyorum. Çünkü evet böyle işler öğrencinin zamanını alsa da hatta muallimin, öğrenci üzerindeki tesir etkisini azaltsa da öğrencinin hayatında olması gerektiğini düşünüyorum. Zaten öğrencinin bunları hayatına almaması demek; bunlar gerçek hayatta olurken öğrencinin gözlerini kapatması demektir. Hayatta bir şeyler olurken bizim onları görmezden gelmemiz, kayıtsız kalmamız her açıdan bizim için olumsuz sonuçlar doğuracaktır. Bu kötü bir şey olsa çözmemiz gerekir. Görmemezlikten gelmek bir çözüm değildir veya bu iyi bir şey olsa dünyada birileri gelişirken biz geride kalmış oluruz. Burada önemli olan, her konuda da olduğu gibi, “DENGEYİ SAĞLAMAKTIR.” Yani somut örnekler gerekirse; siyaset hayatımızı etkilerken siyasetle ilgilenmemek bizim zararımıza olur veya radyo olsun sinema olsun bunlar dünyada gelişip büyük işlere imza atarken bizim zamanımızı alıyor ve öğretmenin tesir gücünü azaltıyor diye yok saymamız gene bizim zararımıza olacaktır.
“Biz çocuğa sadece maddi tabiatı tanıtmakla, bütün alemi öğrettik sanıyoruz. Meyvelerin ve oyunların adını, şehirlerle kıtaların adını, hayvanları ve nakil araçları öğretmekle hayat anlaşılır zannettik. Halbuki, dünyamız her şeyden önce hareketlerin dünyasıdır.“ diyen Nurettin Topçu çok doğru söyler. Çocuğa bir şeylerin adını öğretmekle eğitim bitmez. Asıl öğretilmesi gereken hayatın manasıdır ve asıl kazanımımız çocuğun daha çok sorgulaması olmalıdır. “Bu ne?” sorusunun cevabı kolaydır. Ama nasıl ve NEDEN sorularının cevabı daha önemlidir.
Nurettin Topçu’ya ait ”Kadınlık terbiyesi ihmal edildi. Kadına hayat tarafından ayrılan ev sanatlarıyla küçük çocuğunu yetiştirme mesleği, kızların öğretiminde değerli yerini almalıydı. Enstitülerin sanat dersleri, kız mekteplerinde kimya ve jeoloji derslerinin yerini kısmen tutabilir, en başta musiki gelmek üzere güzel sanatların hepsine buralarda daha fazla yer verilebilirdi.” kısımına kısmen katılıyorum. Günümüzde ne kadar kadın erkek eşitliği abartılsa da kadın ve erkeğin farklıkları olduğunun farkındayım. Kadın ve erkeğin hayatta bazı konularda farklı görevleri olduğuna dair Nurettin Topçu ile hem fikiriz. Bu noktalarda kadın ve erkek eğitimin çok önemli olduğunu düşünüyorum zira geçmişten günümüze kadının aşağılanmasına ve ezilmesine katlanamıyorum. Tam da bu sebeple kadın bazı eğitimlerden geri kalmamalıdır ve cinsiyete yönelik ahlak eğitimini sadece kadına vermekle olmaz erkeğe de aynı şekilde cinsiyetine yönelik ahlak eğitimi verilmelidir. Zaten ülkemizdeki bu konuda yaşanan sorunların asıl sebebi erkeğin yanlış eğitilmesidir ve bunda maalesef kadınların da katkısı vardır. “Erkeğin kadınla bazı farklı yönlerinin olması kadınların onlardan aşağıda olduğu anlamına gelmez ya da kadınların onlardan yüce olduğu anlamına gelmez.”





Yorumlar