top of page

KARADENİZ’DE Kİ DOĞAL GAZ REZERVİ/Rabia Seyda KAR

Güncelleme tarihi: 4 Eyl 2020



Türkiye geçtiğimiz günlerde tarihi bir keşif gerçekleştirdi.Fatih sondaj gemimiz 320 milyar metreküp doğalgaz rezervi keşfetti.Bu Türkiye tarihinin en büyük doğal gaz rezervi..

Peki şimdi ne olacak? Türkiye bu gazı tek başına çıkaracak finansal,teknik ve politik güce sahip mi? Yeni bir dönem mi başlayacak?


Türkiye 2004 yılından bu yana Karadeniz’de çeşitli uluslararası enerji şirketleri ile iş birliği kurarak hidrokarbon arama faaliyetleri yürütürken yabancı enerji firmalarıyla Karadeniz’de bir çok arama faaliyeti gerçekleştirildi.Yıllarca yapılan araştırmalara rağmen herhangi bir doğal gaz rezervi bulunamadı.Türkiye ise bunun gereken özveri ile aranmamasından dolayı olduğunu düşünerek kendi araştırmasını kendi yapma kararı aldı.Bunun üzerine Türkiye 2013’de petrol ve gaz araştırmalarında kullanmak üzere Barbaros Hayreddin Paşa Sismik Araştırma Gemisi’ni satın aldı.Ardından Fatih,Yavuz,Kanuni ve Oruç Reis gemilerimiz geldi.Türkiye artık denizlerinde ,Mavi Vatan’ın da kendi imkanlarıyla araştırmalar ve sondaj faaliyetlerini yapmaya başladı.İlk milli sondaj gemimiz Fatih,20 Temmuz 2020’de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın “Rabbim inşallah sondajlarınızı bereketli kılsın..”sözleriyle ve halkımızın dualarıyla Karadeniz’e uğurlandı.Tuna-1 sahasında ilk milli derin deniz sondajına başladı ve Türkiye çalışmalarının ilk meyvesini aldı.2100 metre derinlikte 320 milyar metreküp doğal gaz rezervi keşfetti.Bu miktarın önemini kavramak adına Türkiye’nin bu zamana kadar olan doğal gaz tüketim ve üretim miktarı verileri ile karşılaştıralım;Türkiye’nin bu zamana kadar ürettiği toplam doğal gaz miktarının neredeyse 20 katı..Türkiye bu zamana kadar kara bölgelerimizde Adıyaman,Çanakkale,Düzce,Edirne,İstanbul,Kırklareli ve Tekirdağ’da doğal gaz rezervleri olmuştur.Bu 7 ilde geçen yıl toplam 37,8 milyon metreküp doğal gaz bulunmuştur.Ülke olarak yıllık doğal gaz rezervimiz 45-50 milyar metreküp civarlarındadır.Yani Türkiye’nin yıllık mevcut üretimi,yıllık tüketimimizin %1’i bile değildir.Tüm bu veriler bulunan ve devamı olduğu söylenen doğal gaz miktarının ne kadar önemli bir miktar olduğunu kanıtlar niteliktedir.


Bu doğal gaz rezervi tam olarak nerede bulundu?


Tuna-1 bölgesinde.Yeni adıyla Sakarya Gaz Sahası’nda .Karadeniz Ereğli’nin yaklaşık 150 km açığında Bulgaristan ve Romanya karasuları sınırlarına yakın bir bölgede bulundu.

Bu lokasyonun avantajını anlamak için Doğu Akdeniz’e gidelim.Son zamanlarda gündemden düşmeyen Doğu Akdeniz’de , Türkiye devre dışı bırakılmak istenmekte.İsrail’in elinde bulunan yüklü doğal gaz rezervini satmayı amaçlamaktadır.Doğu Akdeniz’de bu gazı Avrupa’ya satabilmek için boru hattıyla Güney Kıbrıs’tan Girit’e oradan da Yunanistan’a bağlamayı düşünmektedir.Yunanistan aracılığı ile de tüm Avrupa’ya satabilmeyi hedeflemekte.Bu projenin adını “EastMed “ yani Doğu Akdeniz Doğal Gaz Boru Hattı koymuştur.İsrail’in bu projesi dünya da ki en uzun boru hattı hayalidir,1900 km. Maliyeti çok yüksek bir fiyata tekabül etmekte..Amaçları Türk karasularını kullanmadan ve herhangi bir şekil de Türkiye’yi projeye dahil etmeden İsrail doğal gazını Avrupa’ya ulaştırmaktır.Halbuki Türkiye’yi devre dışı bırakarak bu boru hattının maliyetini 3 katına çıkarmaktadırlar.Yunanistan,Kıbrıs Rum ve İsrail yönetimi masaya oturdu ve imzalar atıldı.Ancak Türkiye ile Libya arasında yapılan anlaşmayla Girit Adası’nın doğusunda kalan bölge iki ülke tarafından kontrol edilecektir.İşte İsrail’in yapmak istediği bu EastMed boru hattı tam da bu bölgeden,Türkiye’nin deniz yetki alanından geçirilmek istenmektedir.Bu durum diğer devletlerin Doğu Akdeniz’de Türkiye sınırlarını tanımadığını gösterir.Libya ile Türkiye’nin anlaşması bu projeyi bitiren anlaşmadır.Sonuç olarak Türkiye ile muhakkak anlaşmak zorundalar..Doğu Akdeniz’de ki bu durum ,Karadeniz’de ki doğal gaz rezervinin lokasyonunun avantajını göstermektedir..Tuna-1 bölgesi Türkiye’nin MEB’in de (Münasır Ekonomik Bölgesi’nde)


Türkiye ,Avrupa’ya nasıl doğal gaz satabilir?


Önce Türkiye içerisinde ki bazı boru hatlarına bakalım;Rus doğal gazını Karadeniz ve Türkiye üzerinden Doğu Avrupa’ya taşıyacak olan “Türk Akım Doğal Gaz Boru Hattı” ocak ayında açılmıştı.Rusya’nın Anapa şehrinden Kıyıköy’e kadar uzanmaktadır.Türkiye’nin, Avrupa’ya uzanan bir hattı zaten var.Üçüncü bir boru hattıyla da Avrupa’ya satışımız mümkün olabilir.Alt yapı işleri elbette bu kadar kolay değil ancak gazın bulunduğu yer Türk Akımı Doğal Gaz Boru Hattı’nın çok yakınında,üstelik tüm mühendislik hesapları da daha önceden yapılmış durumda,tüm bunlar Türkiye için çok büyük bir avantaj.Yani bu durum,bugün yapılacak bir boru hattı projesi Rusya’nın projesi kadar bile maliyetli olmayacak anlamına gelir.

Bu boru hatlarına ek olarak Azerbaycan hükümetinin doğal gaz ve petrol şirketi olan Socar’ın sahip olduğu TANAP projesi var.Bu proje sayesinde Azerbaycan’da ki doğal gaz önce Türkiye’ye oradan da Avrupa’ya taşınmaktadır.Açılımı “Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı” olan bu TANAP projesinin %30’luk hisse sahibi ise BOTAŞ’tır.(Boru Hatlarıyla Petrol Taşıma Anonim Şirketi)Bu şirket özel değil Türkiye’nin Ulusal Petrol Şirketleri tarafınca kurulmuş bir kamu kurumudur.

Yani hem Azerbaycan hem de Rusya’nın Avrupa’ya petrol satımında Türkiye’de söz sahibidir.Neredeyse tüm boru hattı projeleri Avrupa’ya artık Türkiye üzerinde geçiyor .Yani Türkiye tam bir enerji üssü konumunda.Türkiye stratejik olarak zaten çok önemli bir konumda,bulunan gaz rezervi ile de tüm Dünya’nın gözü tekrardan ülkemize dönmüş oldu.Kendi doğal gazımızı kendimiz üretip bunu kullanabilirsek bu stratejik üstünlüğü çok daha üst bir boyuta taşımış oluruz.Türkiye enerji de dışa bağımlı bir ülke, bu rezerv bulunmadan önce kendi ihtiyacının %1’lik kısmını karşılayabilen bir ülke konumundaydı .Geriye kalan enerji ihtiyacını ithal etmekteydi.İthal edilen enerji talebi arttıkça cari açığımızda artmaktadır.Bu cari açıklıkta en yüksek pay sahibi ise enerji ithalatıdır.Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun ocak 2020 raporuna göre yıllık doğal gaz faturamız 13 milyar dolar…Türkiye enerjii üretimi konusunda yetersiz olduğu sürece cari açığımızda kapanmayacaktır.Bu durumda ödemeler dengesinde meydana gelen başta büyüme hızı,enflasyon oranı,döviz kurları,gelir dağılımı gibi bir çok açıdan ekonomimiz üzerine etki etmektedir.Bu dönemden sonra kendi enerjimizi üretebilirsek durumu değiştirebilir cari fazlayı konuşmaya başlayabiliriz.

Türkiye bu zamana kadar enerji ihtiyacını Rusya,İran,Azerbaycan’dan boru hatlarıyla Cezayir,Nijerya,Katar’da ise sıvılaştırılmış doğal gaz olarak tankerlerle temin etmektedir.Şuan için bu ülkelerle 20-25 yıllık anlaşmalarımız var bu yüzden hemen ithalatı kesemeyiz .En erken bitecek olan sözleşmelerimiz 2025 yılı sonlarına doğru Katar,Rusya ve Cezayir ile olan anlaşmalarımızdır.bu kontratların büyüklüğü yaklaşık 38 milyar metreküp civarındadır.

İthalat anlaşmalar sebebiyle devam etmek zorunda bu da ülkemizin ihtiyacını karşılamakta o zaman bulunan doğal gaz ihraç edilebilir.Avrupa doğal gaza olan ihtiyacıyla sınırlarımızda durmaktadır.Geçmişte normal fiyatının %40 fazlasına Türkiye’ye doğal gaz satan Avrupa’ya bugün Türkiye doğal gaz ihracatı yapabilecek konumdadır.

Doğal gaz konusu Türkiye’nin eline büyük bir koz verecektir.Doğal gaz krizi politik bir konudur.Buna sahip olan ülkeler genel manada başka ülkelerle yapılan anlaşmalarda gücün sahibidir.Rusya bu kozu geçmişte çokça kullandı.Ülkeler Putin’in tabiri caizse kışın vanayı kısarım kozuna karşı hep temkinli ve anlaşmaların Rusya’nın istediği şekilde sonuçlanması bizlere doğal gaz sahibi olmanın önemini vurgulamaktadır.

Bu konuda bağımsız ve ihraç eder hale gelmek Türkiye’yi politik kontrol noktasında çok güçlü bir konuma taşır.5 yıl öncesine kadar sondaj gemisi bile olmayan Türkiye bu süreçte enerji de bağımsızlık konusunda çok büyük bir adım attı.Bunun devamı olarak da asıl büyük kaynak olan Doğu Akdeniz’den gelmesi ümidiyle..


Rabia Seyda KAR

Yorumlar


Yazı: Blog2 Post
bottom of page