top of page

Hayal Penceresi/Sümeyye Altuner

Yatıyorum. Akşamüzeri ve içeride loş bir ortam var. Loş ortamı oluşturan, pencereden gelen hafif turuncumsu bir renk. Hayallerimize benzetiyorum bu rengi. Karanlığımızdan dışarıya bakmamızı sağlayan bir pencere duruyor orada ve o renk, o gökyüzü, hayallerimiz.

Ben bunları düşünürken içeriye biri giriyor. Bu kişiyi de gerçeklere benzetiyorum. “acaba gerçekler hayallerimize ve karanlık dünyamıza ne yapacak?” İzliyorum ve olay şu şekilde gerçekleşiyor: gerçekler dediğimiz şahıs pencereyi açıyor, dışarıya göz gezdiriyor, pencereyi kapatıp hızlı bir şekilde perdeyi çekiyor ve gidip ışığı açıyor. Şimdi bu olayı hayal ve gerçekler düşüncemizle bağdaştıracak olursak olay şu şekilde gerçekleşiyor: gerçekler hayallerimize göz gezdiriyor ve sanki diyor ki “ Bunları yapamayacaksın ve zaten istesen de yapamazsın.” Bizi karanlığımızda nefessiz bırakmak üzere kapatıyor hayal penceremizi. Bu yetmezmiş gibi görmemize, düşünmemize de engel oluyor perdeyi kapatarak. Işığı açarak da bize kendi oluşturduğu hayatı dayatıyor. Hayallerimizden tamamen uzak olan…

Biz de ne yapıyoruz biliyor musun? Bunların hepsini görmezden geliyoruz. Fark ediyoruz ki perdenin, küçücük de olsa kapatılamayan bir kısmı var. Oradan içeriye sızıyor hayallerimiz “Ben hala buradayım” diyor. Bize ise sadece kalkıp perdeyi açmak ve hayallerimizin kesintisiz bir şekilde içeriye girmesi için camı kırmak kalıyor.

Sümeyye ALTUNER

Yorumlar


Yazı: Blog2 Post
bottom of page