Gül Bahçesi / ROZA
- imusesver

- 19 Tem 2020
- 1 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 2 Eyl 2020
Her insanın bir mutlu mekanı olması gerektiğine inanıyorum. Kalabalıkta sığındığı, en ince ayrıntılarıyla bildiği, gözlerini kapayınca tüm o ayrıntılara avuçlarıyla dokunabildiği bir mutlu mekan. Gidecek bir yeri olmayan herkesin ya da gerçekliğinden kaçacak zamanı olmayanların gizli ve kişisel mabedi. Benimkisi bir gül bahçesi. Boyumca gül çalılarıyla, kocaman gül goncalarıyla ve gülleri kadar büyük dikenleriyle uçsuz bucaksız bir bahçe. Bu bahçede hep gecedir, güneş doğmaz. Hayatın özü zaten onlardadır, büyüyüp serpilmek için hiçbir şeye ihtiyaçları yoktur. Bu sebeple oraya gidince onları sulamam. İznim de gönlüm de yok zaten bunu yapmaya. Canım yandığında oraya gider, kör karanlıkta yolumu bulur, tüm bahçeyi boydan boya gezerim. Güllerimin devasa dikenleri keser omuzlarımı, bacaklarımı. Yırtılan derimin sesiyle uyuşurum. Bundan başka hiçbir acı hissedilemez orada. Bunu tercih ederim çünkü gerçek dünya acının karşılığını vermez. Benim mutlu mekanımda ise omuzlarım yırtıldıkça gül kokusuna doyarım. Hatta bazen -yırtılan kıyafetlerim ve derim karşılığında- bahçem yumuşacık gül yapraklarından birkaçını almama izin verebilir. Gerçek dünyaya döndüğümde elimi cebime sokup bu yaprakları okşayarak kendini bana hatırlatabilir, beni yatıştırabilir. ''Peki ama mutlu mekanımızda bile acı hayal etmek neden ?'' diyebilirsiniz. Bunun sebebi hiçbir mutlu mekanın sanatsız; sanatın ise acısız var olamayacağıdır.
Roza





Yorumlar