top of page

Beslenme Sağlığın Neresinde?/E.Berra Atalay

Güncelleme tarihi: 4 Eyl 2020

Beslenme, hayatın her yerindedir. Sosyalleşirken, gelenek göreneklerimizi yaşarken, yeme ihtiyacımızı karşılarken her gün ama her gün besleniriz. Yediğimiz yiyeceklerin vücudumuzda besin ögelerine ayrışıp büyüme, gelişme, yaşamı sürdürme ve sağlığımıza katkıda bulunma ya da zararda bulunma gibi etkilerini düşünmeyiz. Ne zamanki kendimizi halsiz, yorgun, hasta hissederiz, işte o zaman ters giden bir şeyler olduğunun farkına varırız.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), sağlığı, yalnızca hastalığın veya sakatlığın olmaması durumu değil, fiziksel, sosyal ve ruhsal iyilik hali olarak tanımlıyor. Sağlık, daha uzun ve kaliteli bir yaşam sürebilmek için önemli bir kaynaktır. İnsanların beslenme şekilleri bu kaynağı güçlendirir ya da köreltir. Günümüzde, şeker, doymuş yağ ve tuz oranı yüksek olan paketli gıdaların bilinçsizce tüketiliyor olması, evde pişirmek yerine dışardan hazır yiyeceklerin tüketiminin artmış olması sağlığı tehdit edecek boyutlara ulaşmış durumda. World Obesity verilerine göre Türkiye’de her on kişiden sekizi sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşamdan dolayı obezite olmaya aday görünüyor.


Dünyada on bir kişiden biri insülin hormonunun eksikliği ya da etkisizliği sonucunda diyabet hastası oluyor. Özellikle Tip 2 Diyabet’in başlıca tedavisi beslenme ve egzersizden geçiyor, bahsedilen dünya çapındaki diyabetlilerin %90’ının Tip 2 Diyabetli olduğunu da belirteyim. Aynı zamanda Türkiye İstatistik Kurumu’nun ölüm verileri, kardiyovasküler hastalıkların ölümde ilk sırada yer aldığını gösteriyor. Doymuş yağ, trans yağ, kolesterol ve tuzun diyetle fazla alımı ve sebze, meyve, balığın diyetle az tüketimi kalp ve damar hastalıkları riskini artırıyor. Bütün bu kronik rahatsızlıkların ortaya çıkmasında genetik, yaş, cinsiyet gibi diğer sebeplerin yanında kötü beslenme de yer alıyor. Dahası Dünya’da yaklaşık 1.7 milyon (yüzde 2.8) ölüm düşük meyve ve sebze tüketimiyle ilişkili. Hem hastalığı önleyebilecek hem de hastalığa sebep olabilecek tek şey var; O da nasıl beslendiğimiz. Bu yüzden kahvaltıdan akşam yemeğine kadar farkındalıkla beslenmek çok önemlidir.

Toplumda beslenme farkındalığını arttırmak, ulaşılabilir gıdalarla sürdürülebilir beslenmeyi öğretmek diyetisyenlerin bir görevidir. Bu doğrultuda Türkiye’ye Özgü Beslenme Rehberi’nin hazırlanması görevi DPT ve Sağlık Bakanlığı tarafından Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’ne verilmiştir. Revize edilmiş son Türkiye’ye Özgü Beslenme Rehberi (TÜBER) 2015 te halka açık bir şekilde yayınlanmıştır. Herkesin yaşa, cinsiyete, fiziksel duruma ve fiziksel aktiviteye göre günlük alması gereken enerji ve besin ögeleri farklıdır. TÜBER’e göre günlük enerjinin % 45-60’ ı ekmek ve tahılların, meyve ve sebzelerin tüketilmesiyle karbonhidratlardan, %20-35’i katı yağ gibi doymuş ve zeytin yağı gibi doymamış yağlardan ve %10-20’ sinin ise et, yumurta, süt ve süt ürünleri gibi protein kaynaklarından gelmesi önerilir. Aynı zamanda bol su tüketmek ve sağlık için hareket etmek önemlidir.




Beslenmede, öğünlerdeki dengeyi sağlamak için et ve kurubaklagil, süt, tahıl ve sebze ve meyve gruplarını her öğünde tüketmeye özen gösterilmelidir. Bu denge, yukarıdakine benzer bir dört yapraklı yonca beslenme modeliyle ifade edilir. Örneğin kahvaltıda yumurta (et grubu), domates salatalık, peynir ve ekmek tüketmeniz bu öğünü dengeli yapar. Aynı şekilde mantının yanında bir de elma yediğinizi düşünün, dört temel besin grubunu tüketmiş olursunuz. Sağlıklı olmanın anahtarı yeterli ve dengeli beslenmekten geçer. İhtiyacımız olan enerjiyi vitamin ve mineral gereksinmelerimizi de karşılayacak şekilde kaliteli besinlerden aldığımızda sağlıklı oluruz.

Kronik hastalıklardan uzak mutlu ve sağlıklı bir yaşantımız olur o yüzden bir şeyler yiyip içerken başlıca kaygımız kilomuz olmamalı, sağlığımız olmalıdır. Beslenme hayatımızın her yerinde. Hayatsa sağlıklı iken güzel. O halde beslenme, sağlığın merkezinde, tam da kalbinde !


E.Berra Atalay / Beslenme ve Diyetetik Bölümü 3.Sınıf



Kaynakça

Türkiye Beslenme Rehberi (2015)

Türkiye Kalp Ve Damar Hastalıkları Önleme Ve Kontrol Programı (2015-2020)

Yorumlar


Yazı: Blog2 Post
bottom of page